Genel Tarih 323 0

ABORJİNLER

İnsanoğlu, tarihin birçok döneminde soykırımlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu soykırımların bazıları herkes tarafından kabul edilmekte, bazı Soykırımlar ise,Soykırımı yapanlar ve işbirlikçileri tarafından örtbas edilmeye çalışılmaktadır. Dünya üzerindeki yapılan soykırımların büyük kısmını sömürgecilik mantığı sonucu gelişen soykırımlardır.
Biz Kürtler ve dost kardeş halklar olarak çok zorlu bir süreçten geçiyoruz. Tarih bir daha gösterdi ki Dünyadaki bütün ezilen halkların, sömürgeciler ve yenidünya düzen efendilerine karşı tek vücut olma zamanı gelmiştir. Bu süreçte Kürtler, kendi kaderlerini tayin etmekten ziyade, bütün halkların ortak bir temelde buluşması gerekliliğini ve özgürleşmesinin örgütlü bir birliktelikten geçmekte olduğunu bilmekte ve bu istemlerini her yerde ısrarla vurgulamaktadırlar. Siyasette örgütlülük, sosyal yaşam pratiğinde kolektivizm, pratikte yekvücut olma gerekliliği gün yüzüne çıkmıştır.


Bir bireyden tutun, bir aile bir kabile ve bir halkın başarıya doğru giden tek yolu, örgütlü bir mücadelenin hayata geçirilmesi ile vücut bulur.
Egemen sınıflar, ezilen halkları sömürgeleştirmek ve ekonomik alandaki bütün kaynakları kullanmak, sömürülen halkı kendine bağımlı hale getirmek için birçok yönteme başvururlar. Şüphesiz bu yöntemler arasında tarihe kara bir leke olarak düşenin en acımasızı SOYKIRIMDIR.
Dünya soykırımlar sıralamalarına baktığınızda Ermeniler , Yahudiler ve Kürtler ön sıralarda yer alırken, şüphesiz ilk sırada yer alan halklardan biri Avustralya yerlileri olan ABORJİNLER üzerindeki sistematik soykırımdır. Bu soykırım yöntem ve uygulamasına geçmeden önce soykırımın ne olduğunu aşama ve özellikleri olgunlaşan şartları nelerdir? Üzerinde durmak istiyorum.
SOYKIRIM: kelime anlamı; bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etmedir.
AŞAMA VE ÖZELLİK
1. SINIFLANDIRMA: İnsanlar “Bizler ve Onlar “diye bölünürler.
2.SİMGELEME: Nefretle birleştiği zaman dışlanan grubun üyelerine dayatılır.
3.DEHÜMANİZASYON: Hayvanlar, Parazitler, böcekler ya da hastalıklarla özdeşleştirilir.
4.ÖRGÜTLENME: Soykırım her zaman örgütlüdür. Özel ordu birlikleri ya da milisler genellikle eğitilir ve silahlandırılır.
5.KUTUPLAŞMA: Nefret grupları kutuplaştırıcı propaganda yaparlar.
6:HAZIRLIK: Kurbanlar etnik ya da dinsel dinlikleri nedeniyle belirlenip ortaya çıkarılırlar.
7.İMHA: Bu yöntem katillerin gözünde “İmha “ dır çünkü kurbanlarının İnsan olduğuna inanmazlar.
8.İNKAR: Failler herhangi bir suç işlediklerini inkar ederler.
ABORJİNLER— 1
Toplu öldürmeler, erkekleri hadım etme ve kadınları kısırlaştırma olayları, tehcirler, …
Aborjin, Avustralya kıtası yerlilerine verilen addır. Avrupalı sömürgecilerin kıtayı işgal etmeden önce burada yaşayan halkın tümü Aborjinler di.
1770 yılında Kaptan James Cook, Avustralya’nın doğu sahillerini Büyük Britanya adına ele geçirdi ve burayı Yeni Güney Galler (New South Wales) olarak isimlendirdi.


Avustralya’daki İngiliz sömürgeciliği 1788’de Sydney’de başladı ve kıtaya ilk gelen Batılı yerleşimciler çiçek, suçiçeği, grip, kızamık gibi rahatsızlıkları da beraberlerinde getirdiler. Bünyeleri bu hastalıkları hiç tanımayan Avustralya yerlileri bu hastalıklara yakalanarak büyük ölçüde kayıplar verdiler ve nüfusları önemli ölçüde düşüş gösterdi.
İngiliz yerleşimcilerin ikinci etkisi arazi ve su kaynaklarını kendilerine ayırmaları olmuştur. Beyaz yerleşimciler avcı-toplayıcı olan yerli halkın kendi topraklarına sahip olma gibi bir kavrama sahip olmayan ve sürülecekleri herhangi bir yerde de mutlu yaşayabilecek göçmenler olarak görmüşlerdi. Oysa geleneksel arazilerini, yiyecek ve su kaynaklarının kaybı yerliler üzerinde ölümcül etki yapmış ve hastalıklarla güçsüz düşmüşlerdi. Aynı zamanda beyaz adamlar Avustralya yerlilerinin arazileriyle derin ruhsal ve kültürel bağlara sahip oldukları gerçeğini görmemiş veya görmemezlikten gelmeyi tercih etmişlerdi. Geleneksel dini pratiklerinden uzaklaştırılan bu halklarda doğum oranları hızla düşmüş alkol gibi yerlilere yabancı içkilerin kullanımı artmıştı. 1788 yılı ile 1900 yılları arasında yerliler, maruz kaldıkları hastalıklar, topraklarının kaybı ve kendisini kıtanın efendisi ilan eden beyaz adamdan gördükleri şiddet sonucu nüfuslarının yaklaşık %90’ını kaybettiler.
Avrupalı beyaz adam, kıtanın yerlileri üzerine uyguladığı soykırımı haklı çıkarmak, ırki üstünlüğünü ve dolayısıyla kıta üzerindeki hâkimiyetini gerekçelendirmek adına kimi zaman dönemin bilimini dahi kullanmış, yerlilerin ne herhangi bir dine, kültüre sahip ne de vatan bilinci gelişmiş insanlar olmadığına hükmetmişlerdi. Dönemin sömürgecilerin bazı ifadeleri de bunu açıkça göstermektedir. Ünlü İngiliz romancı Anthony Trollope: Avustralya yerlileri hakkında şunları söylemekteydi” Gelişme aşamalarının birbirlerinden büyük ölçüde farklı olduğu iki ırkın birbirleriyle teması sonucunda aşağı ırkın yok olması doğa kanunu gibi görünmektedir. Süreç, doğa kanunuyla uyumlu görünüyor. Bu doğa kanununun daha uygun olanın hayatta kalmasını sağlayarak daha büyük insanlık ailesine hizmet ettiği açıktır. İnsani gelişme tamamen ilerici ırkın (progressive race) yayılması ve aşağı (inferior) olanlarının da yok olmasıyla kazanılmıştır. Avustralya Aborjinlilerin neolitik ırklar aşamasının ötesine çok fazla geçmiş olabileceklerinden şüphe edilebilir… Bu sebeple onların yok oluşuna yas tutmamıza gerek yok. (Yani Aborjinleri İnsan bile görmemek gerekir çünkü kendi safsatalarına bilimsel çözümler üretmişler gibi Aborjinlere evrimini tamamlamayan yaratık gözüyle bakılmaktaydı. ikinci bir husus; Aborjin nüfusunun çoğalmaması ve yapı taşlarında değişikliğe uğraması için bir siyah kadının bir siyah erkekle evlenmesine izin vermezken bir siyah kadının ise mutlaka bir beyaz erkekle evlenmesi gerekirdi. Ayrı beyaz bir ırkın oluşabilmesi için bir siyahın İngiltere’den getirdikleri ancak köleci sınıfından olan beyaz bir kadınla evlenmesi serbest bırakılmıştı)
SOYKIRIM ÇEŞİTLİ DÖNEMLERE AYRILIR
Avusturyanın Avrupalı sömürge güçleri Avustralya yerlilerini farklı zamanlarda soykırım uygulamalarına tabi tutmuşlardır.
Northern Territory Legislative Assembly’nin üyesi olan John Ah Kit 9 Ekim 2003 tarihli bir tartışmada şunları söylemektedir:
1920’lerin sonlarının büyük bir kuraklık zamanı olduğu ve bu yüzden de bu ortamda Avustralya’da siyah/beyaz ilişkilerinin öncülerinin aralarından pek çok şey geçtiği unutulmamalıdır. Doğal kaynaklar üzerinde yoğun bir mücadele yaşanmaktaydı. Bir arazi ve onun halkı arası arasında; sığırlar ve beraberlerinde silahlar ve hastalıklar getirenler arasındaki bir çatışmaydı bu. Genellikle yanlış anlaşılan şey şu ki Coniston Katliamının tek bir olay değil polis gruplarının ayırım gözetmeden haftalarca öldürdüğü bir seri cezalandırıcı baskınlardan biri olduğudur.”
YAPILAN SOYKIRIMLAR
1.Fremantle, Batı Avustralya (1830):
Batı Avustralya’daki Avustralya yerli halkına yönelik ilk resmi ‘cezalandırma baskını’ (punishment raid) bu girişim Yüzbaşı Irwin tarafından 1830 Mayısında gerçekleştirilmiştir. 2.Fremantle’ın kuzeyindeki Aborjin kampına Irwin’in yönlendirdiği askerler tarafından pek çok Aborijin öldürülmüş ve yaralanmıştı.
3.Convincing Ground katliamı (1833-34)
Portland yakınlarındaki Victoria’da Victoria’daki kayıtlı en büyük katliamlardan biri yapılmıştı. Balina avcıları ve yerel Kilcarer Gunditjmara halkı balina teknelerini sahile çekme hakları için mücadele etmekteydiler.
4.Waterloo Creek katliamı (1838)
Waterloo Creek denilen yerdeki yerli kampına düzenlenen baskında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 300-500 arasında Avustralya yerlisinin öldürüldü.
5.Coniston katliamı (1928)
Avrupalıların Aborijinlere uyguladığı bilinen son katliamdır. Coniston’da bazı Aborjin aileleri Avrupalılar tarafından vurulmuştur. Katliam dingo avcısı Frederick Brooks’un 1928 Ağustosunda Yukurru denilen yerde bazı Aborijinliler tarafından vurulmasının intikamı adına işlenmiştir.
Brooks’un öldürülmesi üzerine yerel polis memuru William Murray intikam amacıyla birkaç hafta süreyle Aborijin kamplarına baskın düzenlemişti. Soruşturma kurulu Constable Murray’in eylemenin haklı olduğu hükmünü vererek beraat ettirmiştir
İngilizler aralarına salgın hastalık yaydığı bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı 850bin siyah derili Aborjinden geriye sadece 30 bin kişi sağ kalabildi 30 dil grubuna bağlı 500 değişik aşiret dili konuşulurken şimdi o dillerde konuşan kimse yok gibidir, Aborjin olduklarını söyleyenler ise melez Aborjinler dir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir